27 Mart 2009 Cuma

İlk analar müşteriye teslim edildi:))

Bu gün bizimki İstanbula işleri dolayısıyla gelmişti. Gelmişken şu analarıda alayım dedi ve saat 13.00 gibi telefon etti. Gittik aldık ve işyerine geldik. Kutuları görünce yüzündeki gülümseye bakın.



Dur maskeni tak felan demeye kalmadı hemen açtı kutunun birini. Yav dedi bu kutu bayağı gelişmiş neyle besledin bunları. Tabi meslek sırları söylenmeyeceği için invert şurupla beslediğimizi söylemedik.



Ama dedim bunun anasına sulanmak yok. O simsiyah ve tıpkı 37 ye benziyor. Rahmetliden yadigar.




Nasıl oldu naaptı anlamadım el çabukluğu marifet hesabı iki ana kutulara kondu. Birde yanlarına bakıcı ana koyacam diye tutturmazmı. Kutularda arı bırakmadı. Zor engelledim yoksa tüm arıyı dolduracak ana kafesine. Neyse tellerini kapadı sardı sarmaladı hop cebe analar. Ben bekliyorum diğer cepten kapora felan bir şey çıkacak ama hiç oralı değil adam. Meğer tüm hesap harmanda kapatılacakmış. Hayırlısı..:((




Siyah analı kutu altta olacak şekilde üç katlı yaptık kutuları. En alttaki kutuyla ortadaki kutu arasına elek teli koyduk. Ana alttaki kutuda. Ortadaki kutuylada üstteki kutu arasına gazete kağıdı koyduk. Gazete kağıdına çıta aralarına gelecek şekilde bıçakla çizikler yaptık. En son üstteki kutuyu koyduk. Bu işlemlerde öncede kutuların içine bardaklara şerbet koyup ayrıcada gülsuyu emdirilmiş karton parçaları bıraktık. Pazar yada pazartesi aradaki tel örgü kaldırılıp ana ile diğer arılar birbirlerine karıştırılacak.




Kutulardaki yavru durumu aşağıda görülüyor. Bu çerçeve invert şerbetle beslediğim kutulardan birine ait. Gemi ise gene direkten döndü arısı bile çok az kalmış yeni çıkan yavrular olmasına rağmen zincir kopmuş gibiydi.

Aşağıdaki resimdeki takım elbiseli kişi Faruk abim. Kendisi hacıdır. Bizimki bir hacıda fabrikada buldu ya kafesleri çalışırken ona teslim etti. Eli cebinde gülen arkadaş ise tüm tut tut dememe rağmen bizim arıların bir türlü şişlemediği Mehmet kardeşimiz napalım başka zaman tadına baktırırım dedim ona.



Daha önceleri arıların yanına varamayan iş arkadaşlarım bizi görünce cesaretlendiler ve katlı kutuyla poz vermeye başladılar. Siyah şapkalı olan Şamil ustamız poz esnasında yusuf yusuf diyor gibiydi ama Bahçıvan Mehmet amca arslanlar gibi tebessüm eddiyordu.

Daha sonra beykoza bir operasyon düzenledik. Duydukki oradaki frolayn hayattaymış. Bizimki hemen işe koyuldu.


Fondan nınınınnnn diye bir müzik sesi ve mutlu buluşma. Bizimki namı diğer ana arı .........ı 39 numaralı frolaynı buldu.



Hemen çıta kovana kondu ve üst örtü köşede elek teliyle hava deliği bırakılacak şekilde zımbalandı. Zımba telide beleş ya bulduğu her yeri zımbaladı..


Arada kendilerine nasıl kaliteli fotoğraf çekilir dersi de verildi.


En son anaları ve frolaynı son durağa getirdik. Fakat bizimkilerin final pozu beni biraz şüphelendirdi. Sanki bu sene harman olmayacakmı ne gebzede:)))


3 yorum:

kadıoğlu dedi ki...

doktorum ben sustum dahabişey demeyeceğum.

ERZİNCANLI ARICI VECDİ dedi ki...

Muhteşem bey,bizde adettir,gidenin arkasından bir bardak serpmek.Kışı olmayan yerin, harmanı olmaz derler.

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

De be Asım abi benim ciğerim yanmış sen de söyle be yav:) Vecdi abi Ali lerin orada gidenin ardından bir bardak soğuk su içmek adetmiş öyle demeye başladı anaları alıktan sonra napalım başa geldi çekecez artık:)