7 Kasım 2012 Çarşamba

Dünyadaki en büyük kıtlık

 
 
Dünyada sevilmek istemeyen kisi yok gibidir" diye basliyor Toyotome.
"Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz?" diye soruyor.. Sonra anlatmaya basliyor..

"Sevgi üç türlüdür!.."


Birincinin adi "Eger" türü sevgi!..


Belli beklentileri karsilarsak bize verilecek sevgiye bu adi takmis
yazar..
Örnekler veriyor: Eger iyi olursan baban, annen seni sever. Eger
basarili ve önemli kisi olursan, seni severim. Eger es olarak benim
beklentilerimi karsilarsan seni severim. Toyotome "En çok rastlanan
sevgi türü budur" diyor. Bir sarta bagli sevgi.. Karsilik bekleyen
sevgi.. "Sevenin, istedigi birseyin saglanmasi karsiligi olarak vaad
edilen bir sevgi türüdür bu" diyor yazar..
"Nedeni ve sekli bakimindan bencildir. Amaci sevgi karsiligi birsey
kazanmaktir."
Yazara göre evliliklerin pek çogu "Eger" türü sevgi üzerine kuruldugu
için çabuk yikiliyor.
Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine degil,hayallerindeki
abartilmis romantik görüntüsüne asik oluyor ve beklentilere giriyorlar.
Beklentiler gerçeklesmediginde, düs kirikliklari basliyor. Sevgi giderek
nefrete dönüsüyor.
En saf olmasi gereken anne baba sevgisinde bile "Eger" türüne
rastlaniyor. Yazar bir örnek veriyor. Bir genç Tokyo Üniversitesi giris
sinavlarini kazanarak babasini mutlu etmek için,çok çalisiyor. Okul
disinda hazirlama kurslarina da gidiyor. Ama basarili olamiyor.
Babasinin yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir
haftaligina Hakone kaplicalarina gidiyor. Eve döndügünde babasi öfkeyle
"Sinavlari kazanamadin. Bir de utanmadan Hakone'ye gittin" diye
bagiriyor. Delikanli "Ama baba, vaktiyle sen de bir ara kendini iyi
hissetmediginde Hakone kaplicalarina gittigini anlatmiştin" diyor. Baba
daha çok kizarak, delikanliyi tokatliyor. Çocuk da intihar ediyor.
"Gazeteler intiharin anlik bir sinir krizi sonucu oldugunu söylediler,
yaniliyorlardi" diyor yazar.. "Delikanli babasinin kendisine olan
sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bagli oldugunu anlamisti!.."

Insanlar "Eger" türü sevginin üstünde bir sevgi arayisi içindeler
aslinda.. "Bu sevginin varligini ve nerede aranmasi gerektigini bilmek,
bu genç adamin yaptigi gibi, yasami sürdürmekle,
ondan vazgeçmek arasinda bir tercih yapmakla karsi karsiya
kaldigimizda önemli rol oynayabilir" diyor, Masumi Toyotome.. Ilginç degil mi?..

ikinci türe geçiyoruz. "Çünkü" türü sevgi..

Toyotome bu tür sevgiyi söyle tarif ediyor: "Bu tür sevgide kisi, bir
sey oldugu, birseye sahip oldugu ya da birsey yaptigi için sevilir.
Baska birinin onu sevmesi, sahip oldugu bir nitelige ya da kosula
baglidir."Örnek mi?.. "Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin.
(Yakisiklisin!)" "Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin,
o kadar ünlüsün ki.." "Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven
veriyorsun ki.." "Seni seviyorum.Çünkü beni üstü açik arabanla, o kadar
romantik yerlere götürüyorsun ki.."

Yazar, Çünkü türü sevginin, Eger türü sevgiye tercih edilecegini
anlatiyor. Eger türü sevgi, bir beklenti kosuluna bagli oldugundan büyük
ve agir bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip oldugumuz bir nitelik
yüzünden sevilmemiz, hos birseydir, egomuzu oksar. Bu tür, oldugumuz
gibi sevilmektir. Insanlar olduklari gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu
tür sevgi onlara yük getirmedigi için rahatlaticidir. Ama derin
düsünürseniz, bu türün, "Eger" türünden temelde pek farkli olmadigii
görürsünüz. Kaldi ki, bu tür sevgi de, yükler getirir insana.. Insanlar
hep daha çok insan tarafindan sevilmek isterler. Hayranlarina yenilerini
eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri
ortaya çiktigi zaman, sevenlerinin, artik ötekini sevmeye baslayacagindan korkarlar.
Böylece yasama sonsuz sevgi kazanma gayretkesligi ve rekabet girer.
Ailenin en küçük kizi yeni dogan bebege içerler.
Sinifin en güzel kizi, yeni gelen kiza içerler. Üstü açik BMW'si ile hava atan
delikanli, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadin kocasınin genç ve güzel sekreterine içerler.
"O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi?" diye soruyor,Toyotome..
"Çünkü türü sevgi de, gerçek ve saglam sevgi olamaz" diyor.
Bu tür sevginin güven duygusu vermeyisinin iki ayri nedeni daha var..
Birincisi.. "Acaba bizi seven kisinin düsündügü kisi miyiz?" korkusu..
Tüm insanların iki yani vardir. Biri disa gösterdikleri..
Öteki yalnizca kendilerinin bildigi..
"Insanlar sandiklari kisi olmadigimizi anlar ve bizi terkederlerse" korkusu buradan dogar.
Ikincisi de.. "Ya günün birinde degisirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa.." endisesidir.
Japonya'da bir temizleyicide çalisan dünya güzeli kizin yüzü patlayan kazanla parçalanmis.
Yüzü fena halde çirkinlesince, nisanlisi nisani bozup onu terketmis. Daha acisi..
Ayni kentte oturan anne ve babasi, hastaneye ziyarete bile gelmemisler, artik çirkin olan kizlarini..
Sahip oldugu sevgi, sahip oldugu güzellik temeli üstüne bina edilmis oldugundan bir günde yok olmuş.
Güzellik kalmayinca sevgi de kalmamis. Kiz birkaç ay sonra kahrindan ölmüs..
Japon yazar "Toplumlardaki sevgilerin çogu 'Çünkü' türündendir ve bu tür sevgi,
kaliciligi konusunda insani hep kuskuya düsürür" diyor..

Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne?.." Ve iste sevgilerin
en gerçegi!..

"Üçüncü tür sevgi benim 'Rağmen' diye adlandirdigim türdür" diyor yazar.

Bir kosula baglı olmadigi için ve karsiliginda birsey beklenmedigi için
"Eger" türü sevgiden farkli bu.. Sevilen kisinin çekici bir niteligine dayanip, böyle bir

seyin varligini esas olarak almadigi için "Çünkü" türü sevgi de degil.
Bu üçüncü tür sevgide, insan "Birsey oldugu için" degil, "Bir sey olmasina ragmen" sevilir.
Güzellige bakar misiniz?..Ragmen sevgi..Esmeralda, Qusimodo'yu dünyanin en çirkin,
en korkunç kamburu olmasina "ragmen" sever.
Asil, yakisikli, zengin delikanli da Esmeralda'ya çingene olmasina "ragmen"
tapar!.. "Kisi dünyanin en çirkin, en zavalli, en sefil insani olabilir. Bunlara
'ragmen' sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karsilasmasi sarti ile.."
Burada insanin, iyi, çekici ya da zengin konum edinerek sevgiyi kazanmasi gerekmiyor.
Kusurlarina, cahilligine, kötü huylarina ya da kötü geçmisine "ragmen" oldugu gibi,
o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok degersiz biri gibi görünebiliyor ama en degerli gibi sevilebiliyor.

Japon yazar "Yüreklerin en çok susadigi sevgi budur" diyor.
"Farkinda olsaniz da, olmasaniz da, bu tür sevgi sizin için yiyecek,
içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, basars ya da ünden daha önemlidir."
Bunun böyle oldugundan nasil emin?..
Hakli oldugunu kanitlamak için sizi bir teste davet ediyor..
"Su soruma cevap verin" diyor. "Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin
size aldırmadıgını ve hiç kimsenin sizi sevmedigini düşünseydiniz, yiyecek,
elbise, ev, aile, zenginlik, başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz?.. Kendi
kendinize 'Yaşamamın ne yararı var' diye sormaz mıydınız?.."

Devam ediyor Toyotome.. "Şu anda en sevdiginiz kişinin sizi sadece kendi
çıkarı için sevdigini anladıgınızı bir düşünün.. Dünya birden bire başınızın üstüne
çökmezmiydi?. O an yaşam size anlamsız gelmez miydi?." "Diyelim sıradan bir yaşamınız var..
Günlük yaşıyorsunuz. Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacagınızdan
umudunuz olmasa, kalan hayatınızı nasıl yaşardınız?.." diye soruyor ve yanıtlıyor: "Böyleleri
ya iyice umutsuzluga kapılıp intihar ediyorlar ya da iyice dagıtıp yaşayan ölü haline
geliyorlar."
Toyotome, hem de nasıl iddialı savunuyor "Ragmen" sevgiyi.. "
Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni 'Ragmen' türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da
birgün bu sevgiyi bulacagınıza inancınızdır." Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome..
"Bugün yaşadıgımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin
sevgiye ihtiyacı var.. Kimsede başkasına verecek fazlası yok" diye açıklıyor.. Anlatıyor..
"Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da aynı şeyi
başkasından beklemektedir." Peki bu dünyada sevgi ne kadar var?..
Yazara göre, açlıgımızı biraz bastıracak kadar..
Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi.. Bu minnacık tadım,
bizi daha müthiş bir sevgi açlıgına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım
sevgiye ne kadar muhtaç oldugumuzu anlatıyor.
Büyük bir hırsla ana yemegin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz..

Hani nerede?.. Hepsi o.. Ve asıl çarpıcı cümle en sonda..

"Dünyadaki en büyük kıtlık, 'ragmen' türü sevginin yeterince olmayışıdır!.."
Masumi Toyotome nin "Three kinds of love" adlı eserinden alıntıdır.
Bu uzun yazıyı netyorum.com sayfasından alıp buraya aktardım.
 
Neden buna gerek duydum derseniz bir zamanlar benim ustayı bilim adamlarına karşı olmakla suçlayanlar şimdi gittikleri kongrede adam yerine konulmayıp kürsüye çıkamayınca ustayı geçmişler veryansın ediyorlar. Bu kişilere "çünkü türü sevgi" aramaktan vaz geçmelerini aksi taktirde yaşamları boyunca hep bu durumlara düşebileceklerini söylemek için bu habere gerek duydum. Ben bu sevgiyi bulabilmek için dr kimliğimi bi tarafa atıp "çoban" kalfası olmaya razı olmuş biriyim. Bu son sözlerim sizin için değil çocuklarınıza belki örnek olur diye söylenmiştir.
 
 Bu haberimi barışma çabası olarak yorumlayan kıtlık mağduru sevgi fakirleri olacakdır. Onlara da derimki;  geçenlerde facebook da bir yazı okudum. " dil öfkelenir söyler, kalem sevdalıdır yazar ama gönül küserse; ne söyler nede yazar" diyordu bu yazıda. Bizim ekibin gönlü size küstü o nedenle sanmayın bu sözlerim size, sizi tanımayan fakirleredir.

5 yorum:

ALİ TÜRK dedi ki...

Muhteşem abi, ben sana ne demiştim. Peygamber derki,"birisini haksız yere kınar ve dalga geçerseniz, bu hadise başınıza gelmeden ölmezsiniz". Ben 5 yıl öncesi, akademisyenlerin arıcılık için sahaya inmesi gerektiğini, kitap ve makalerler ile bu işlerin olmayacağını söylediğimde, bana bilimcileri küçümsüyor, bilimcilere değer vermiyor, diyenler, benim 5 yıl önceme ancak gelebildiler,Benim yazıp çizdiklerim aynen bloklarımda duruyor, benim hakkımda asılsız yazıp çizenlerin son halini çok merak ediyorum, Peygamber hiç boş şey söyler mi? göreceğiz.
Sağlıcakla kal.

Mustafa Soylu dedi ki...

Alıntı ve güzel yorumunuz için kutlarım.Ali Bey'in mealini verdiği Hadis-i Şerif mucizevi bir şekilde tekerrür edip duruyor. Ders ve ibret alabilene.. Yazarın Allah sevgisi, peygamber sevgisi ve Allah rızası için bir birini sevmenin hangi kategoriye girdiğini bir başka şık olarak izah etmesine ihtiyaç var gözüküyor.Selam ve saygılar.

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Sevgili ustam doğru her zaman doğrudur. Bazen görmek zaman alır o kadar. Sağlıcakla kal.

Mustafa ben teşekkür ederim saygılar.

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Muhteşem Abi.

Yazı uzun olduğundan bugün ancak okuyabildim.Uzum zamandır kitap okuyamıyordum ,sayende hasret gidermiş oldum:)

İçerik ve tesbitler açısından harika bir yazı.Katılmamak mümkün değil.Yazar biran için topluma çıplak gözle yukarıdan bakabilmiş.

Buna farkınadalık ta diyebiliriz.

Görebilmiş yani....

Daha önceki bir yazında da söylediğin gibi ; bir çoğumuz hayvansal içgüdülerimizle doğduğumuz gibi yaşamaya devam ediyoruz.Bir türlü insancıl yönlerimizi geliştiremiyoruz.

Evrim teorisinin sanallığını bilmekle birlikte ; bazıları insan doğar ama maymun olarak ölürler.

En azından bu kadarına inanıyorum::))

SLM ve Muhabbetle...

MUHTEŞEM TURUNÇ dedi ki...

Yusuf abi kitap okuma alışkanlığı edindirmiş olmak; çevremdeki birilerini etkilemiş olmak açısından benim için önemli:)Evrim teorisini bilmem ama çıplak doğup çıplak ölüyoruz fakat aradaki giyinik olduğumuz dönemdeki elbiselerimiz; empati yaptığımızda bizde memnuniyet uyandırıyorsa ne mutlu bizlere...Sağlıcakla kal abi.